Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Cixsê, Kuruç ve Avdeges mahallelerinin ortak kullanım alanında bulunan 25 hektarlık alanda 30 bin 909 adet güneş paneliyle Güneş Enerji Santrali (GES) kuruluyor. VBZ inşaat şirketi tarafından kurulan GES projesine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından "ÇED olumlu" raporu verildi. Projenin yapılmak istendiği alanın 3 köyün merası olması ise tepkilere neden oldu.

Diyarbakır Barosu Kent ve Çevre Komisyonu, Amed Ekoloji Derneği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ile birlikte GES yapılmak istenen alanda incelemelerde bulundu. Heyet, incelemelerinde projenin mahalle sakinlerinin yaşam alanlarına 48 metre yapışığında, 25,71 hektarlık alanda yapılmak istendiğini tespit etti. Heyet, projenin Cixsê Mahallesi'nin Buduka mezrasının işlevsel tek mera alanında planlandığı, bu mera alanının içinde bulunan gölet ile dere yataklarını işgal edilip, yurttaşların temel geçim kaynağı olan hayvancılığı ve yaşamın kaynağı olan su varlıklarını yok edeceği sonucuna vardı.

GES projesinin hayata geçirilmek istendiği alanda ikamet eden yurttaşlar, GES'le birlikte tek geçim kaynağı olan hayvancılığın yok olacağını ve bununla birlikte orada yaşayamayacak duruma geleceklerini söyledi.

'YAŞAM ALANIMIZDA YAPILMASIN'

 Maraş merkezli depremden sonra Cixsê Mahallesi’ne yerleşen Kudret Güzel, GES için kendilerinden onay alınmadığını söyledi. Tesadüfi bir şekilde çalışmalardan haberdar olduklarını belirten Kudret Güzel, "O günden bu yana mücadele etmeye başladık. Bir hafta önce harita tespiti için şirketten geldiler. Dronla ölçüm yapacaklarını söylediler. Kendi çıkarları için bu mahallede yaşayan birkaç kişiyi projeye ortak yapmışlar.  Kendilerine rant bölgesi olarak seçtikleri bu yerde hayvanlarımızın yaşam alanı. Bu yüzden kesinlikle istemiyoruz" dedi.

Bölgede yaşayan yurttaşların hayvancılıkla geçimini sağladığını anlatan Kudret Güzel, "Bu proje hayata geçirilirse hayvancılık yapamayacak duruma geliriz. Burada birçok çeşit ot ve bitki var. Burada yaşayanlar bu saatten sonra burayı terk mi etsin? Bizler hiçbir şekilde bunun yapılmasını istemiyoruz. Ne doğamızı katletsinler ne de bize bir hizmette bulunsunlar. Bizlere yol yapacaklarını söylüyorlar, bizler onların yapacağı yolu da istemiyoruz. Bizler yenilenebilir enerjiye karşı değiliz, ama burada yaşam alanımızda olmasını istemiyoruz. Hem kapladığı alan hem yayacağı sıcaklıktan dolayı istemiyoruz. Ben burada doğdum, büyüdüm, yaşlanacağım. Bizlerin yaşama alanına yapmak istedikleri bu GES'e izin vermeyeceğiz. Çünkü bununla hem bizim hem de buradaki canlılık yok olacak" diye konuştu.

'MÜCADELE EDECEĞİZ'

GES yapılmak istenen alanın 3 mahallenin ortak yaşam alanı olduğunu ifade eden Cemal Tanrıkulu, "İlk olarak bizim olduğumuz yerden başlayacaklar, bu alan 3 mahallenin merasıdır. Burada yaşayanların hepsinin de tek geçim kaynağı hayvancılık. Ekin ekebilecekleri arazileri de yok sadece küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığı yapabiliyoruz. O hayvanlar giderse ne yapacaklar ya buradan göç etmek durumunda kalacaklar ya da sonuna kadar mücadele edeceğiz. 56 yaşındayım ben burada doğdum, babam, dedelerim hepsi burada doğmuş. Binlerce yıldır buralarda yaşam var" ifadelerini kullandı.

Proje hakkında hiçbir şekilde bilgilendirilmediklerini dile getiren Tanrıkulu, "Bu projenin temellerinin 2017 yılında atıldığı söyleniyor. Bizler bundan yeni haberimiz oldu. Buraya toplantı için gelen mühendisler utanmadan yapılacak projenin evlere 48 metre yakınlarda olduğunu yüzü kızarmadan anlatıyordu. 'Bu mesafede paneller kurulduğunda insanlar nasıl yaşayacak' diye sordum, ama sorumun cevabını onlardan alamadım. Kendi rantları için bunu yapıyorlar. Burada gördüğünüz ve gelemeyen bütün mahalleliler buna karşı hepsi bu projenin gerçekleşmemesi için mücadele ediyor" şeklinde konuştu.  

'TOPRAKLARIMIZA GÖZ KOYDULAR'

Nuriye Şeker, isimli yurttaş ise 75 yaşında olduğunu GES yapılması planlanan alanın proje ile yok edileceğini söyledi. O alanda ayak basmadığı tek toprak parçası kalmadığını ifade eden Nuriye Şeker, "Yaşayabilmek için mecburi olarak çalışıyoruz, hayvancılık yapıyoruz. Yaş aldık ama yine de çalışmak zorundayız. Bizler burada kendi halimizde yaşamaya çalışırken gelip bizim topraklarımıza yaşam alanımıza göz koydular. Bunu hangi vicdan kabul eder. Nasıl hiçbir şey yapmadan burada duralım.    Bakın her türlü bitki var, alanın ortasında yapılan yapay gölet var. Bağımız, bahçemiz, hayvanlarımız var. Onlar olmadan nasıl yaşayacağız. Bunu kabul etmiyorum etmeyeceğim" diye belirtti.

'RANT UĞRUNA EL KOYMALARINI İSTEMİYORUZ'

Projenin yapılmasını kendisi dahil hiç kimsenin istemediğini ifade eden Cixsê Mahallesi’nde yaşayan Sait Pusa, şöyle devam etti: "Yapılacak bu projenin mahallelinin kullandığı merasına, bir çok şeye zarar vereceğini çok iyi biliyoruz. Yok, ettikleri doğa yüzünden birçok hastalık türeyecek. Az ilerde hayvanlarımız için yaptığımız gölet var sonrası buradaki insanların hayvanlarını otlattığı mera bizler doğamızın yok olmasını istemiyoruz. Şirketlerin rant uğruna meralarımıza el koymasını istemiyoruz. Buraya GES yapılmasının planladığını öğrendiğimiz andan itibaren buna karşı çıktık. Bu durumdan bizlerin çok sonradan haberi oldu. Proje, bu görmüş olduğunuz deprem konutlarına 48 metre yakınlıkta bu durum burada yaşayan insanlara ne kadar zarar verir?  Buna izin veren kurumlar nasıl oluyor da buna izin verebiliyor? 31 bin güneş panelinden bahsediyoruz. Verecekleri zararı hepimiz biliyoruz. Buna izin vermeyeceğiz. Burada hayvanlarımız var bitki örtüsü bu alanın projeyle yok edilmesi demek hayvanlarımızın bu bitki çeşitliliğinin yok olması demek bu durumu kabul etmiyoruz. Projeyle buraları insansızlaştırılacak bu kabul edilebilir bir şey değil. Gereken bütün yasal haklarımızı kullanacağız.

'İPEK BÖCEKÇİLİĞİ DE YOK OLACAK'

Tarım Mühendisi olan ve aynı zamanda yaşadığı mahallede hayvancılıkla ilgilenen Şermin Şeker, yaşadıkları yerde aynı zamanda ipek böceği yetiştiriciliği yapıldığını hatırlattı. Türkiye'de yapılan ipek böceği yetiştiriciliğinin yüzde 90'nın Pasûr'da yapıldığını söyleyen Şermin Şeker, şunları söyledi: "Hayvanlarımızı bu merada otlatıyoruz. 31 bin paneli buraya getirip kurduklarında hem yem fiyatlarından hem de yaşam alanı bırakılmamasından dolayı hayvancılık yapamayacağız.   Hayvanlarımızı gündüz hiçbir şeye gerek duymadan doğaya salıyoruz, akşam olduğunda kendileri geri geliyor. Ama proje hayata geçirilirse biz bunları yapamayacağız hatta göç etmek durumunda kalabiliriz. Burada sistem yok edilirse; ipek böceği kozası da yetiştiremeyeceğiz. Biz buradan gidersek ipek böceği yetiştiriciliği de hayvancılık ta son bulacak. Hem doğa hem insanlar birinci elden zarar görüp etkilenecek. Bir insanın para kazanabilmesi için burada yaşayan kaç kişi evinden işinden ve doğasından olacak. Bizler yenilenebilir enerjiye karşı değiliz. Ben kendimde bunu destekliyorum, ama meralarda yaşamın bu kadar aktif olduğu bir alanda değil. Dağın eteklerine bitki çeşitliliğinin bu kadar çok olmadığı, ağaçların yeşermediği yerler hayvanların otlanıp yaşamadığı yerlerde yapılsın."

Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuk Komisyonu’nun konuya ilişkin yaptığı sosyal medya paylaşımı şöyle:

“Kulp İlçemizin Eskiağaçlı Köyü’ne ait mera alanında yapılması planlanan ve “ÇED Olumlu Kararı” verilen ''Güneş Enerjisi Santrali'' projesi hakkında bilgi alışverişi ile sürece dair planı belirlemek için Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu olarak; köy sakinleri, TMMOB ve Ekoloji Derneği ile bir araya gelindi. Söz konusu projenin köyün birincil geçim kaynağı olan hayvancılığı bitirecek olması ve gıda krizinin yaşamımızı tehdit ettiği bu dönemde, hayvancılık faaliyetlerinin gerçekleştirildiği üretim alanlarının kullanılamaz hale getirilerek ranta açılması kabul edilemez bir durumdur. Yaşam alanlarına dönük yapılan hak ihlallerine karşı hukuki girişimleri başlatacağımızı ve tüm sürecin takipçisi olacağımızı bildiriyoruz.”

Kaynak: MA