Buzulların her geçen gün biraz daha yok olduğu ve dünyanın iklim felaketlerine doğru giderken, Diyarbakır'dan küçük de olsa umut veren bir adım atıldı.
Dünya, iklim değişikliğinin acımasız sonuçlarıyla yüzleşirken, Grönland'ın devasa buz tabakası sessizce çöküşe doğru ilerliyor.
Bilim insanları, bu buz kütlesinin geri dönülmez bir noktaya hızla yaklaştığını ve sadece 2 santigrat derece daha ısınmanın deniz seviyelerini 7 metre yükseltebileceğini söylüyor. Bu, kıyı şehirlerinin sular altında kalması ve milyonlarca insanın yerinden olması demek.
Grönland'ın buz tabakası her saat 33 milyon ton buz kaybediyor ve bu hızla devam ederse, gelecek yüzyılın başında geri dönülmez bir noktaya ulaşacağız. Buzulların erimesi, sadece deniz seviyelerini yükseltmekle kalmayacak, aynı zamanda tatlı su kaynaklarını azaltacak, ekosistemleri alt üst edecek ve iklim değişikliğini daha da hızlandıracak.
Küresel ısınma ve iklim değişikliği problemlerine neden olan en büyük etken sera etkisidir. Sera gazının azaltılması amacıyla örnek olabilecek bir adım geldi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nden. Belediye Meclisi, sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda rehber niteliğinde olan Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı'nı (SECAP) oy birliğiyle kabul etti. Bu karar, Diyarbakır'ın iklim kriziyle mücadelede kararlı bir duruş sergilediğinin açık bir göstergesi.
Belediyenin Küresel Belediye Başkanları Sözleşmesi'nin (GCOM) imzacısı olarak 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 40 oranında azaltmayı hedeflemesi önemli.
Diyarbakır'ın bu adımı, diğer şehirlere de örnek teşkil etmeli ve iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin ne kadar önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor.
Bilim insanlarının çarpıcı bulguları, Dünya'nın eksen eğimindeki değişikliklerin buzul çağlarını nasıl tetiklediğini ve sonlandırdığını ilk kez bu kadar net bir şekilde ortaya koyuyor. Ancak, insan kaynaklı küresel ısınma bu doğal döngüyü bozarak yeni bir buzul çağının başlamasını engelliyor. Bu durum, iklim değişikliğinin ne kadar büyük bir tehdit olduğunu ve acil önlemler almamız gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin SECAP'ı kabul etmesi, bu küresel tehdide karşı yerel düzeyde atılmış önemli bir adım. Karbon emisyonlarını azaltmak, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmek ve doğayla uyumlu yaşam ilkelerini benimsemek, hem Diyarbakır için hem de tüm dünya için hayati önem taşıyor. Unutmayalım ki, iklim değişikliğiyle mücadele hepimizin ortak sorumluluğu ve her birimizin atacağı küçük adımlar, büyük farklar yaratabilir.