Bayramlar... Çocukluğumuzun en tatlı hatıraları, rengarenk şekerlerle dolu günler.
Bayram dediğimizde, içimizi sıcacık bir nostalji kaplar. O eski bayramlar, sanki zamanın içinde kaybolmuş birer masal gibi.
Peki, o masal nerede kayboldu, nasıl değişti?
Eskiden bayramlar, daha sade ama daha samimiydi. Komşuluk ilişkileri, aile bağları daha güçlüydü. Bayram sabahları, erkenden kalkılır, en güzel kıyafetler giyilir, büyüklerin elleri öpülürdü. Mis gibi kahve kokusu, ev yapımı kurabiyelerin, baklavaların tadı, bayramın vazgeçilmezleriydi. Çocuklar, ellerinde rengarenk şekerlerle, sokaklarda koşturur, bayram harçlıklarıyla en sevdikleri oyuncakları almanın hayalini kurardı.
Günümüzde ise bayramlar, teknolojinin etkisi ve hızlı yaşam temposuyla değişti. Bayram mesajları, artık telefonlardan, sosyal medyadan gönderiliyor. Ziyaretler yerini, kısa telefon görüşmelerine bıraktı. Aileler, kalabalık sofralar yerine, restoranlarda buluşuyor. Çocuklar, ellerinde tabletlerle, sanal dünyada bayramı yaşıyor.
Eski bayramların o sıcaklığını, samimiyetini özlüyoruz. Belki de bu bayram, o özlemi gidermek için bir fırsattır. Sevdiklerimizle bir araya gelelim, büyüklerimizin ellerini öpelim, çocukların gözlerindeki ışıltıyı paylaşalım. Bayramın manevi ruhunu, kalplerimizde ve evlerimizde yaşatalım.
Ramazan Bayramı daha önce Şeker Bayramı diye adlandırılıyordu. 1935 yılından 1980 yılına kadar bu adla kutlanan Şeker Bayramı'nın adı da bir çok değişiklikle birlikte nasibini aldı.
17 Mart 1981 tarih, 2429 sayılı bir kanun değişikliğiyle 1935 tarihli kanunda geçen ''Şeker Bayramı''nın adı 12 eylül darbecileri tarafından ''Ramazan Bayramı'' olarak değiştirildi.
İyi bayramlar...