Bir ay boyunca süren sabır ve ibadetle geçen Ramazan, sonunda bayramla sofralarda tatlı bir huzura dönüşerek, aileyle, dostlarla, komşularla bir araya gelmenin, sofrada buluşmanın en güzel bahanesi oldu bayram…
Bu vesileyle tüm eş, dost, arkadaş, akraba ve meslektaşlarımın bayramını kutlar, bayram tadında bir yaşam dileyerek söze başlamak istiyorum..
Bu Ramazan, ardında bayram, İlk Bahara denk geldi…. Diyarbakır’ın iklimi gereği yağışlı geçiyor bayram…
Çünkü karasal bir iklim hakimdir Diyarbakır da…. Yazları çok sıcak ve kurak….
Kışları da çok soğuk ve kuraktır ….
Yağış daha çok Son Bahar ve İlk Bahar da olur… Bu bayram da İlk Bahara denk gelince tabiatı gereği yağışlı geçiyor….
Bu yıl pek kış görmedik Diyarbakır da… Akdeniz iklimi gibi ılık geçti…
Oysa ne şiddetli kışlar yaşanırdı bu kentte....
İnsan boyu kar yığınları sokaklarda,….Damlarda buz sarkıtları olurdu..
Kaloriferler kömürle,
Birçok evde soba, odun veya kömürle ısınırdı….
Bu nedenle kent merkezinde yoğun hava kirliliği olurdu…
Kalorifer ve sobalar valilik izniyle yakılmaya başlanırdı..
Bu izin genellikle 15 Kasım da verilirdi….
Yani kalorifer ve sobalar 15 Kasım da yakılmaya başlardı…..
Yakma da belli saatlere bağlanmıştı….
Bu saat akşam 17 - 23.00, sabah 04-11.00 arasıydı..
Yani soba ve kaloriferin yakılmasına bu saatlerde izin verilirdi…
Şiddetli Kış ve Karlı Günler
Bazı kışlar çok sert geçerdi…
Damlardan sarkan sarkıtlar olurdu..
Bu şiddetli kışlar onar yıllık periyotlarla kendini gösterirdi…
Çok kar yağar, ardında ayaz ve buzlama olurdu….
Mesela 1973, 1983 ve l993 lü yıllar da ısı eksi 20- 25 dereceye bulurdu…
Şiddetli geçen bu kış aylarında kentte acı olaylar da yaşanmıştı….
Hicret Apartmanının Çöküşü
En trajik olanı Hicret Apartmanı’nın çöküşüydü....
Şehitlik semtindeydi Hicret Apartmanı…
Bir dere yatağında imara aykırı yapılmıştı…
1983 yılında gece sabaha yakın saatlerdi…
Soğuk eksi 29 dereceydi….
Gecenin alaca karanlığında göçmüştü Hicret Apartmanı…
83 kişinin ölümüne neden olmuştu bu aykırı yapı….
Şehitlik semtindeydi Hicret Apartmanı..,
Evimizden beş yüz metre mesafedeydi….
O dönemlerde THA da muhabirdim.. .
Olay yerine vardığımda gördüğüm manzara açı, çok acıydı..
Sekiz katlı bina yerle bir olmuştu..
Enkaz altında sesler geliyor. Soba dumanları çıkıyordu..
Birkaç fotoğraf çekip büro şefimi aradım…
Şehitlikte 8 katlı bina çöktü dedim….İnanmak istemedi….
Nasıl oldu.? Dedi…
Şiddetli soğukta enkaz altında günlerce kalanlar oldu. ..
Kazıların 7. gününde …. Enkazdan kundakta bir bebek çıkarıldı..
Elden ele verilen bebeği hüzünlü bakışlarla izleyenler…,
Bebeğin ağlamasıyla sevince boğuldular…
Ardında annesi de sağ çıkarıldı enkaz altından…Bu da sevinçleri ikiye katladı…
Yıl 1983, Ocak Ayının üçünde çökmüştü Hiçret Apartmanı…
Seksen darbesinin uyguladığı sıkı yönetim devam ediyordu…
Dönemin valisi ve Sıkı Yönetim Komutanı enkaz başına gelmişti…
Komutan valiye “ aslında bu tür yapılara izin verenler, elektrik su bağlayanlar suçludur” dedi..
Ve bu konuşmayı haber yaptım… Haber Cumhuriyet Gazetesinde manşet olunca…
Sıkı Yönetim Kurmay Başkanı telefonla aradı “ bu haber nereden çıktı” dedi..
Bende “Komutan vali beyle konuşurken ordaydım. Duydum ve yazdım..” deyince, Kurmay Başkanı “ insanların cebinden haber mi çıkarıyorsunuz kardeşim..” diye çıkıştı..,
Ben de “ görevimiz haber yapmak “ dedim… Kurmay Başkanı da “ bir daha olmasın “ diye nazikçe bir gözdağı verdi…
Enkaz altındakileri kurtarma çalışmaları günlerce sürmüştü...
Cami Avlusunda Tabut Çalındı.
Hicret apartmanının çöküşünden sonra ikinci bir trajedi de cami avlusundan çalınan tabut olayıydı…
Diyarbakır'da kış ve soğuklar uzun sürmüştü…
İnsanların yakacak bir şeyleri kalmamıştı….
Yakacak alamayan yoksun insanlar,.. Çocuklarını soğuktan korumak için..
Cami avlularındaki tabutları çalarak evlerinde yakacak olarak kullanmışlardı.
Bu tabut yakacakları, Aşık İhsanı “Üç kişi bir tabuttayız” başlıklı bir şiir yazıp bestelemişti..
Devam edecek (Kar Damları Çöketti)